Answer ( 1 )

  1. Erteleme alışkanlığı ile ilgili sorduğun soruya cevap vermek istiyorum ama önce sana insan medeniyetini kısaca anlatmam gerekiyor.

    İnsanın çok akıllı varlıklar olduğunu düşünürüz. Hatta muhteşem şekilde çalışan beyinlerimiz bize atomu parçalarına ayırmamızı, aya çıkmamızı sağladı. Ama buna rağmen bir işi yapmamız gerektiğide o işi hep son güne bırakıyoruz.

    Çok ilkel yaratıldık ve evrildik, evrimimiz gelişse bile hala ilkel olarak bir çok yönlerimiz de bulunmaktadır. Akıllı olmak, beynimize uygun gelen davranışlara verdiğimiz mantıkdır aslında. Şöyle örnek verebilirim; Ali beynimizin uygun davranışlar sergileyen, hep mantıklı düşünen parçası olsun. Ayşe ise ne yaparsanız yapın asla durduramayacağınız davranışlarınız yani iç güdüleriniz, sevginiz veya korkularınız vb.. olsun.

    Ali’nin kendimizin mantıklı bir parçası, kişiliğimizin konuşan bölümü ve akıl yürütebilen bölümü de olmaktadır. Spor salonuna gitmeyi istediğimizde, bir kitap yazmayı istediğimizde veya sabah kalkıp okula gitmemizin gerektiğinde Ali bu kararları veriyor. Ama Ali maalesef biraz yaşlı, hemen yorulabiliyor veya bir süre kendini kapatabiliyor. Beyniniz, profesör olmak ile sadece dürtülerini (yemek yeme, uyumak .. vb) kullanan bir yaratık olmak arasında savaş verir ve bazen de kitlenebilir. İşte tam bu noktada Ayşe devreye giriyor ve kontrolü ele geçiriyor.

    Ayşe bir çocuk gibidir ve Ali’nin söylediklerini dinler. Çoğu zaman Ali’nin söylediklerini çoğu zaman yapar ve çalışmak, mantıklı davranmak ister. Ama Ayşe, koltukta uzanıp televizyon izleyip dondurma yemek istediğinde yapmanız gerekenler şunlar olmalıdır.

    İnsanların diğer hayvanlardan daha farklı olarak yaşamasının en temel nedeni beynimizin içinde bulunan Ayşe’nin isteklerini geri çevirmek, bastırmak ve yatıştırabilmek için sistemler geliştirebildiğimiz gerçeğidir.

    Bu sistemin büyük bir kısmını “uygarlık” olarak tanımlayabiliriz. Etrafımızda çok fazla yiyeceğin olması, başımızı sokacağımız bir evin bulunması, adalet kavramının oluşması, hukuk sisteminin gelişmesi, zorun eğitimin olması, bilgiye sürekli olarak ulaşabilme gibi imkanlar Ayşe’nin kontrolü ele geçirmesini zorlaştırıp Ali’nin penisilin iğnesini veya elektiriği keşfetmesi için uzun bir zaman sağlayabiliyor.

     

    Şimdi İşleri erteleme alışkanlığınızı ele alalım.

    Ali ile beraber mantıklı beyninizle bir karar veriyorsunuz ve neden o kararı uygulamadığınızı merak ediyorsunuz. Bunu yapmanızın nedeni ise günlük kararlarınızı veren ve daha henüz bir çocuk olan Ayşe’dir.

    Bir çocuk düşünün ve sizin verdiğiniz kararları yapmaya ikna ettiğinizi düşünün. Basit kararlar için otoritenizi kullanmak “Yatma vakti geldi” vb.. yeterli olacaktır. Ama o çocuk yatmak istemediği zaman sizi dinlemeyecektir. Böyle zamanlarda onu ikna etmeniz gerekiyor.

    Mantıklı düşünmeyi bırakın. Bir şeyi yapmayı düşündüğünüzde mantığınız ve Ali size yardım etmeyecektir. Beynimizdeki Ayşe, sakinleştirilebilir, korkabilir veya heyecanlanabilir. Ama hiçbir zaman mantıklı olmayacaktır.
    Konforunuz önemlidir. Eğer aç, yorgun veya depresyondaysanız, küçük Ayşe isyan etmeye başlayacaktır. Kendine önem veremedin, özen gösteremedin ve çığlık atarcasına sizin isteklerinizi yapmayı reddedecektir. Ayşe sadece uyumak, yemek yemek ve onunla eğlenceli vakit geçirmek için vardır.
    Geliştirilmiş disiplin. Olumlu veya olumsuz bir disiplin oluşturmanız gerekiyor. Bir çocuğun sebze yemesini istiyorsanız ona sebze yemeğinden önce tatlı veya şeker vermemeniz gerekiyor. Başarılarınız için kendinizi ödüllendirmeli ama başarısızlığınız için de kendinize cezalar vermeniz gerekiyor. Eğer üzerinizdeki baskıyı arttırmak ve daha fazla işlerinizi ertelemek istemiyorsanız bir gurup halinde çalışmayı, sosyal bir yerde çalışmayı da deneyebilirsiniz. Kahvenizi alın, en yakın kahveciye gidin ve orada çalışmaya çalışın. Sosyal baskılar Ayşe’nin kontrolünü ele almanızı sağlayacaktır.
    Duygularınızı teşvik edin. İlkel beynimiz duygulara tepki verir ve sadece bu şekilde sizinle iletişime geçer. Morelinizi yükseltmeye çalışın. Motivasyon konuşmaları, filim izlemek veya bir şeyler okumak bir süreliğine işe yarayabilir. Mesela ben dramatik müzikler dinleyerek kendimi motive ediyorum. Aklınıza bir şeyi başardığınızdaki mutluluğu ve işleri ertelediğinizde duyduğunuz utanç duygusunu getirin. Sanki o anı yaşıyormuşçasına hayal gücünüzü sizi harekete geçirecek seviyeye getirin. Çocuklarımıza “Dişlerini fırçala yoksa çürür ve doktora gitmemiz gerekir” diyerek motive ettiğimizi unutmayın. Küçük bir çocuğa nasıl davranıyorsanız kendinize de öyle davranmanız gerekiyor. Unutmayın beynimizin ilkel tarafı sadece duygulara tepki veriyor.
    Kendini bir başlangıç yapmaya zorla. İşleri ertelemekten kurtulmanız için yapacağınız en önemli adım başlamaktır. Ayşe’nin iç güdülerinin büyük bir kısmı değişimden korkar ve bir kez ertelediğiniz işleri yapmaya başladığınız da içinizdeki utanç duygusu gider ve yerine başarıdan aldığınız mutluluk ve güven gelir. Yeterli bir zaman içinde içinizdeki çocuğa yapmayı sevmediği şeyleri sevmeye ikna edebilirsiniz. Çocukları okula gitmeye veya dil kurslarına göndermeye zorlamanın bir nedeni vardır.
    Etrafınızdaki aklınızı çelen şeylerden uzaklaşın. Ayşe maalesef dar görüşlü ve geleceği pek parlak gözükmeyen bir çocuk. Eğer her zaman telefonundan arkadaşlarıyla konuşuyorsa veya sosyal medyada çok fazla vakit geçiriyorsa bir ebeveyn olarak elindeki telefonu bir süreliğine almak yapacağınız en uygun davranış olacaktır. Etrafınızı veya odanızı bu tür dikkat dağınıklığı yaratan şeylerden arındırın. Mümkün ise telefonunuzu yanınıza almayın ve bilgisayarınızdan uzak durun. Eğer yeriniz var ise çalışma odanızı veya yerinizi diğer aktiviteleri yaptığınız yerlerden ayırın.

    Ne aradığınızı bildikten ve öğrendikten sonra hayatınızdaki kalıpları tanımaya ve onları kontrol etmeye başlayacaksınız.

    Beynimizin içinde maalesef sadece duygular tarafından yönetilen ilkel bir düşünce (bir çocuk) bulunuyor. Ona iyi bir ebeveyn olabilirseniz, büyük bir ölçüde söylediklerinizi yaptırabilirsiniz. Daha güçlü bir şekilde onu kontrol edebilirsiniz. Sadece otoritenin kim olduğunu hatırlamanız gerekiyor.

     

    Ek olarak – Yapılan bir araştırmaya göre her zaman elinde telefonla vakit geçiren ve elinden telefonu alındığında siddete bile başvuran bir çocuğu ailesi bir deneye sokuyor. Çocuğun elinden telefonu alınıp kitap dolu bir odaya kilitliyorlar. Çocuk ilk başlarda sinirleniyor ve sağa sola saldırmaya başlıyor. Kitapları odanın içine fırlatıyor ve yırtmaya başlıyor. Yoruldukça sakinleşiyor ve yavaşça telefonsuz geçen zamana alışmaya başlıyor. Ertesi gün yapacak bir şey bulamadığı için sıkıntıdan odadaki kitaplardan bazılarına okumaya başlıyor. 1 Hafta süren bu deneyin sonunda 4 tane kitap okuyarak odadan çıkabiliyor.

    Yani  kısaca özetlemek gerekirsek duygularınızın kontrolünü elinize almanız gerekiyor ve sizin dikkatinizi dağıtın tüm nesnelerden uzak durmanız gerekiyor. En basit şekilde örnek vermek gerekir ise, boş bir odaya girin ve okumanız gereken kitabı önünüze koyun. Yanınızda telefon, bilgisayar vb. aletler olmadan masanın başında bekleyin. Göreceksiniz ki bir süre sonra en azından sıkılıp o kitabı okumaya başlayacaksınız. Erteleme davranışından kurtulmak için kendi kendinizin ebeveyni olmanız ve otoritenin kimde olduğunu içinizdeki küçük çocuğa göstermeniz gerekiyor.

    Dr. Kemal Akkuraş

Leave an answer